Makine Mühendisliği

11:50 Retro Dram 2 Comments

Merhaba,
bugün sonunda o beklenen yazıyı sizlerle paylaşabileceğim.
Açıkçası nasıl başlayacağımı neler anlatacağımı hiç bilmesem de sohbetin gidişine bırakıyorum bu yazıyı :) ve başlıyorum.... en başından .... herşey bir toz bulutuyla başladı.... şaka şaka :)
O kadar geriye gitmeden daha güncel mesela 11 sene öncesinden ...2005 senesinden başlayarak.
2005 senesinde Fen Lisesini kazandım. Aslında her fen lisesinde çocuğu olan aileler gibi ailem benim hakkımda hep "tıp" hayalini kurdu ama ben asla istemiyordum. Zaten bana göre de değildi. Çok istemedim ama sesimi de çıkarmadım. Lise döneminde zaten herşey olabilirdim, hayal gücümle uzaya bile çıkardım. Ama Üniversite sınavından sonra Dünyaya inme vakti geliyor.
Ben işçi bir babanın kızıyım. Annem ev hanımı, Babam ağır şasi ustası. Yani sizin dilinizle İş Makinelerinin ustası. Tek başına okuttu bizi, kimseden yardım almadan. Babamın çalıştığı şirkette Pazar günleri de çalışırsan çift yevmiye yazılıyordu, babamda 3 çocuk okutuyordu ve genelde Pazar günleri işe giderdi, bende yanında giderdim. Atölyesinde takılırdım, büyük rulmanlardan bana arabalar yapardı.. 6,7,8 yaşlarındayım tam hatırlamasamda. Ve o atölye benim en çok eğlendiğim yerlerdendi. Su bardağında çay içmeyi, eline gres yağının bulaşmasını, usta çırak ilişkisini ben babamdan öğrendim. Ve keyif aldığım bir atmosferde oyun oynuyordum, daha doğrusu bana oyun geliyordu. (ilerde bu işten para kazanacağımı nerden bilebilirdim ki :))
....
Ben tıp kazanacak kadar parlak bir öğrenci değildim. Ama mühendislik olacaksa da bu makine mühendisliği olmalıydı. Düşünsenize "babamın şefleri hep makine mühendisiydi ve şuan kızı makine mühendisi" ben babamın ömür boyu gurur duyacağı bir meslekteyim, ömür boyu ona yetecek bir mutlulukla... Bu herşeye değer aslında.
...
İstanbul'a aşık bir kızdım ve deliler gibi istanbulda okumak istiyordum. Çok şükür ki Allahım gönlüme göre verip hem İstanbulu hemde Makine Mühendisliğini gösterdi bana. 
İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliğini kazandım. 

İlk sene çok zorlanmadım ve inanılmaz eğlendim. Her 1.sınıf üniversite öğrencisi olarak. Bu sıralarda part time işlerde çalıştım mesela AVM'lerde stant hostesliği gibi. 
Sonra geldik 2.sınıfaaa işte burda tüm dengeler değişiyor, bölüm dersleri almaya başlıyorsunuz, daha çok zorlanıyorsunuz ve işin içine girmeniz gerekiyor.
(Yukarıdaki fotoğraflar üniversite yıllarımdan)
Dikkat etmeniz gereken tek sene 2.sınıf... Burda ya batarsınız ya çıkarsınız...Ben çıktım ama kan ağlayarak. Çünkü ilk senedeki rehavet sizi bitiriyor :)
Ardından 3, 4 farketmeden geçiyor.
Bölüm olarak okunması en zor bölümlerden. Hatta okuması en zor bölümler sıralamasında ilk 3te... Bu yüzden rahat bir eğitim düşünüyorsanız, çarpıya basıp sayfamdan çıkın :) Ben zoru severim diyorsanız ise devam edin ;)

Son senemde projeler hazırladım, sizlere örnek olması açısından söylüyorum , Makine Projelerim
*Silahların Çalışma Mekanizması
ve
*Kule Vinçleri'ydi...
Tezimi ise Biyel kolu analizi ve tasarımı üzerine yaptım. Araba parçası diyip size geçiştiriyorum merak edenler internette çok fazla bilgiye ulaşabilirler.
Sonra okulumu yarım dönem uzattım, neden mi? Şöyle kısaca anlatim, dönemde alabileceğimiz max kredi sayısı 39 iken, son senemde bu sayı 29 oldu ve benim max kredim 29.5 'ti... Evet evet 0.5 kredi yüzünden okulumu yarım dönem sarkıttım.
Bu sırada da fakat boş durmadım ve işe girdim.
6 ay çelik hammadde satan bir firmada satış mühendisliği yaptım. Çok fazla şirkete gittim, çok fazla insanla tanıştım benim için çok keyifli ve yorucu bir dönemdi.
Ardından beni mutlu etmemeye başladı. Yapmak istediğim başka birşeydi.
Hani mezun olursunuz ve aklınızda bir hayal vardır ya ben o hayalin peşinden gittim.
Bir araba firmasına başvuruda bulundum ve tasarım-arge departmanına yerleştim.
Hiçbir tecrübem yoktu, işi burada öğrendim. Çok fazla şey öğrendim diyebilirim.
Mühendislikte ileri düzey tasarım, montaj, mekanizmalar, fikstür tasarımları, ürün geliştirmeler , 3d tarama yapması ve daha birçok şey öğrendim.
Daha 1 senelik mühendis olmama rağmen bu firmada kendime çok şey kattım. Herşeyden önemlisi özgüven kattı...Kendimi daha mutlu hissetmeye başladım ve çok keyif alıyorum.
Çok yoğun çalışıyorum, inanılmaz yoruluyorum, stresli zamanlar oluyor, büyük yatırımlara tasarım yapıyorsun her şekliyle beni yoran ama eğlendiren bir iş. Ve en güzeli de yaptığım ürünün imalattan gelip bilgisayar ekranından elle tutulur bir durumda önümde olması. İşte o heyecan bambaşka :) Çocuğum gibi seviyorum diyebilirim :)

Bunlarda iş yerimdeki 1 senelik sürecimde bana kalan bir kaç fotoğraf veeee Sizlerin sorularına gelelim :)
  • Hangi okuldan mezunsun? -İstanbul Üniversitesi
  • İşe başlayalı ne kadar zaman oldu memnun musun? -Bu işyerimde 1 sene oldu ve memnundan ziyade mutluyum.
  • Birçok mühendislik arasından makine mühendisliğini nasıl seçtiniz? -Kendimi daha yakın hissettiğim tek mühendislikti ve hikayem yukarıda mevcut :) Ayrıca ana mühendislik olduğu için 4 sene boyunca bütün mühendisliklerden dersleriniz oluyor. Her konu hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. İşsiz kalma olasılığınız çok düşük çünkü her sektörde varız. Tavuk çiftliğinden, otomobil firmalarına, cips fabrikasından, bankalara, kozmetik mağazalarından, kıyafet markalarına :) yani Koton, Watsons, Garanti Bankası, Mercedes, Pepsi... ya aklına gelebileceğiniz her alanda varız bence akıllı bir tercih ;)
  • Makine Mühendisliği Bayanlara göre değil diye bir algı var sizce öyle mi zorlukları illaki vardır ama iş bulma konusunda zorlandınız mı? - Kadınlara göre olmayan bir meslek yok. Olamaz.. Bence bir kadın isterse eğer herşeyi yapar hemde layığıyla. Hem en güzel şekilde. Zorluklar her alanda vardır diye düşünüyorum ve makine mühendisliğinin kendisi zor :) Kadın erkek farketmeksizin :) Asla kadına uygun değil diyip işinizden ve hayallerinizden vazgeçmeyin. Erkekler evet çok fazla ama kadının elinin değdiği her yer güzelleşir :)
  • Ben inşaat mühendisliği mezunuyum ve hiçbir şekilde iş bulamıyorum bunun da okuduğum üniversite ile alakası olduğunu düşünüyordum......Okulunuzun yanında kendinizi de geliştirmişsiniz demektir. -Açıkçası Üniversitenin alakasının olduğunu düşünüyorum. Özellikle İstanbulda iş arıyorsanız maalesefki İstanbul ve Ankara (ve birkaç iyi üniversite) dışındaki üniversiteleri ilk etapta seçmiyorlar. Bu yanlış bir tercih olsa bile ilk eleme yolunda bunu kullanıyorlar. Hatta sizlerde bilirsiniz çok büyük firmalar iş başvurularına direkt üniversite ismi yazıyor onun dışındakiler başvurmasın şeklinde. Bu olmaması gereken gerçeklerden. Kendimi geliştirme konusuna gelirsek ben çalışırken öğrendim herşeyi. Kendinizi ne kadar iyi ifade edebilirseniz mülakatta o kadar öndesiniz demektir iş bilgisinden ziyade. (Tabiki bunlar benim "bence"lerim)
  • Hangi programlar öğrenmemiz bizim için faydalı? -Bence tasarım programı olsun da ne olursa olsun öğrenin derim :) Tercih size kalmış.
Soru soran herkese de çok teşekkürler.
Ve şunu belirtmek istiyorum.
Mutlu olacağınız işi yapın, asla yılmayın. Bir erkeğin gölgesinde olmadan azimle kendi etiketinizi yaratın. İster aşçı olsun ister ceo. Annelerimiz der ya hani hep "ayakların yere bassın" diye. Evet ayaklarınız yere bassın. Çocuk da yapın kariyerde :) Gelen hiçbir yoruma aldırmayın.
Bir tane hayatınız var. 
Sadece bir tane..! :)
Hayatta tüm güzel kaplere başarılar diliyorum.
Sevgilerimle. 
Retrodram



Merhaba, bugün sonunda o beklenen yazıyı sizlerle paylaşabileceğim. Açıkçası nasıl başlayacağımı neler anlatacağımı hiç bilmesem de s...

2 yorum:

  1. Ben de 10 gün sonra lys ye gireceğim , zevkle okudum :)

    YanıtlaSil
  2. Yorucu ama başarılı bir dönemlerin olmuş devamı da olur inşallah... :)

    YanıtlaSil